#makale, #tasarım

Tekvin

Kitap okumayı seven biriyimdir. Daha öncesinde hiç kitap önerisinde bulunmamış olsam da kapağını tasarladığım, kitabın kapak içinde adımın yazmasından gurur duyduğum bir kitap önerim olacak; Tekvin. 

Uzun zamandır bilim kurgu klasiklerine yoğunlaşmış halde ilerliyordum. Özellikle kitap diye sosyal medya fenomenlerinin basılmış “tivitleri” satıldığı için açıkçası zaten okunacak bir şey de olmadığı için yalan söylemeyeyim Türk yazarların kitaplarını okumuyordum. Telvin’in prologu diyebileceğimiz birinci bölümünü ilk okuduğumda açıkçası inanamadım. Hemen mesaj attım Arif Ergin’e.

Yıllardır tanıdığım, birlikte çok güzel işlere imza attığımız Arif, yazdığı kitabı anlattığında ve kapak tasarımı yapmamı rica ettiğinde açıkçası heyecan duymadım desem yalan olur. Kitabın konusu epeyce ilgimi çekti. Herkesin dediği gibi resmen Dan Brown’ın Türkiye şubesi gibi bir kitap vardı ortada. Kabala, yaratılış, herkesin ismini duyduğu; ama hakkında çok az hatta neredeyse hiç fikir sahibi olmadığı Osman Hamdi Bey, küresel ekonomi… Olaylar olaylar!

Büyük bir heyecanla alttaki tasarımı hazırladım. Basılıp basılmayacağını tabi bilmiyorum. Çünkü Doğan Kitap, (ki kendilerini bu konuda çok takdir ederim) bünyesinde tasarımcılar barındıran ve çok güzel tasarımlar yapan bir yayınevi ve dışarıdan birinin çalışmasını kullandıklarını hiç duymadım. Fakat ilk taslak ortaya çıktığında ekrana bakıp dedim ki bu kitabın kapağı budur! Alternatif yapmama gerek dahi yok! Onlar da benimle aynı fikirde olmalılar ki kapak olarak benim tasarımım kullanıldı.

tekvin

Şimdi kendimi övmem bittiği için gelelim kitaba…

Kitabın arka kapak ve tanıtımı şu şekilde;

“Gizemli bir tablo…

Yeryüzünün efendilerine rağmen kurulmuş bir ülke…

Ve bu ülkenin kaderi üzerinde oynanan büyük oyun…

İşadamı Hakan Turan’ın hayatı, manevi kız kardeşi Melek’in kaçırılması ile bir gecede altüst olur. Kız kardeşinin izini süren Hakan, kendini paranın kadim efendileri arasındaki bir savaşın ve yıllar önce gerçekleşmiş cinayetlerle kurgulanmış bir bilmecenin tam ortasında bulur. Tüm ülkeyi kaosa sürükleyen bu sırrın anahtarı Osman Hamdi Bey’in gizemli bir tablosundadır. Mihrap ismiyle de bilinen Tekvin’de…

Biz, Yeni Dünya Düzeni’ni yeraltının derinliklerinde karanlık bir mağara gibi tasarladık. Bu mağaranın bir ucunda, içeri ışık süzülen bir boşluk var. İnsanların sırtlarını ışığa çevirdik. Onları kollarından, boyunları ve bacaklarından zincirlerle bağladık. Öyle ki sadece karşılarındaki karanlık mağara duvarını görüyorlar. Işıkla aralarından bir sürü nesne geçiyor ve ışık bu nesneleri mağaranın duvarına gölge olarak yansıtıyor. İnsanlar, nesneleri değil, sadece onların duvara yansıyan gölgelerini görebiliyorlar.”

Kitap, tanıtım yazısından anlaşıldığı gibi çok büyük. Hem hikaye olarak hem de fiziksel olarak. 500 küsür sayfalık bir büyüklükten bahsediyorum. Ama bu 500 küsür sayfalık büyüklük içi boş uzun cümlelerden dolayı değil. Anlattığı hikaye, mekanlar, karakterler arasındaki bağlantılar da çok büyük. Kendine mekan olarak başta İstanbul’u seçmiş olsa da aslında tüm dünyayı saran, yüzlerce yılı içine alan bir hikayeden bahsediyoruz. Kitap için diyebileceğimiz şey aslında devasa!

“Yeni nesil” Türk romancılığının düştüğü fenomen ve kaybeden edebiyatı bataklığından sonra Tekvin, resmen kurtarıcı gibi bence.

Gidin, alın okuyun.