kişiselleştirme

Özelleştirme ve Kişiselleştirme Aynı Şey mi?

Yeni bölümle karşınızdayım, bu bölümde de yine yanlış bilinen; bir konuyu hedef göstereceğim. Aslında “özelleştirme ve kişiselleştirme aynı şey mi?”  konulu bu yazı “Hayır Yanlış Biliyorsun!” serisine uygun mu tam emin değilim; ama bir yerde de seri devam etmeli 🙂

Önce reklamlar;

https://selcukavci.com/uxe-uygun-mu-bu/

Özelleştirme ve kişiselleştirme (Customization & Personalization) birbirlerine karıştırılan bazı zamanlarda da neredeyse moda laf (buzzword)* haline gelen iki ayrı terimdir. Amaçları ve ulaşmak istedikleri nokta genellikle aynı olsa da bu iki güzide terimin tabi ki belirli farklılıkları da var.

İkisinin de ortak amacı kullanıcının ilgisine, beğensine, davranışlarına göre uyarlanan bir deneyim sunmak. Bu noktaya kadar hala aynı şeyler gibi görünüyor; ama farklılıkları kullandıkları yöntemlerden geliyor.

Öncelikle bu iki terimi ayrı ayrı ele alalım;

 

Özelleştirme (Customization)

Özelleştirmenin en belirgin özelliği, bunun kullanıcı tarafından yapılmasıdır. Kullanıcı uygulamayı/hizmeti istediği istediği düzende kullanmasını, istediği içerikleri görmesini ya da işlevselliği de kendisinin belirlemesini sağlayarak deneyimi özelleştirmesini/ değiştirmesini sağlamaktır.

Facebook, sağladığı fayda/hizmet gereği özelleştirilebilir bir arayüzle yayına başlamıştı. Belirli bileşenleri istediğimiz yere yerleştirebiliyorduk sayfamızda. Yine bir başka sosyal ağ olan myspace tamamen bunun üzerine kurulmuştu bile diyebiliriz. Kendi alanımız tamamen bizim kontrolümüzdeydi ve istediğimiz şekilde özelleştirebiliyorduk.

kişiselleştirme
Yerleşim Özelleştirmesi — Burada bile karışık geliyor. Bir de içerik olsaydı nasıl olurdu?

Kişisel olarak, bu o zamanlar da beni etkilemişti. Öff demiştim ne güzel hareket. Çünkü kullanıcıda bir web sayfası yaratıyormuş hissi de uyandırıyordu. Fakat iş kullanışa gelince sıkıntılar da yaşanıyordu. Örneğin “benim alanım” benim alanımdı yalnızca. Bir başkası girdiğinde sayfada neyin nerede olduğunu çözmesi gerekiyordu. Ve bu işlemi girdiği her yeni sayfada tekrar yapması gerekiyordu. Bu uzun vadede bir problem değil bir çile haline geliyordu. Kuvvetle muhtemel bu sebepten, en azından kişisel kullanım alanı dışında, artık bu kadar özelleştirilebilen şeylere pek rastlamıyoruz.

Bu arada zamanında facebook ve myspace sayfam için insanlar neler yapmış, nasıl daha güzel profil oluştururum diye internette araştırma yapan benim, yıllar sonra kullanıcı deneyimi tasarımcı olmam da tatlı bir detaymış, şimdi farkettim 🙂

Günümüzde kişiselleştirme aslında daha çok içerik tarafında kullanılıyor. Örneğin facebook akışınızda neleri görüp, neleri görmeyeceğinize karar verebiliyorsunuz. Keza twitter ve instagram için de bu böyle. Birini takip ediyor olmanız, onun paylaşımlarını görmek istiyor olduğunuz anlamına gelmiyor kimi zaman. Takip edilen kişiyi, “sessize almak” yaygın bir daranış biçimi.

Kimi haber uygulamalarında da durum aynı şekilde. Yalnızca istediğiniz konularda haberleri görebileceğiniz bir akış yaratabiliyorsunuz kendinize. Örneğin; Google News üzerinde kendi konu listenizi oluşturabilirsiniz ve yalnızca sizin istediğiniz konularda haberleri görebilirsiniz.

 

Kişiselleştirme (Personalization)

Çok kısa bir tanımla kişiselleştirmenin, uygulamanın/web sitesinin/servisin (bundan sonra sistem diyeceğim) kendisi tarafından yapılması diyebiliriz. Sistem, kullanıcıdan edindiği verileri kullanarak ona kişiselleştirilmiş (ya da özelleştirilmiş de diyebiliriz) bir deneyim sunar. Örneğin; e-ticaret uygulamaları kullanıcının satın alma geçmişini kullanarak, ona özel fırsatlar sunabilir, beğenebileceği ürünleri gösterebilir. Yine aynı şekilde bir video akışı uygulaması kullanıcıya, daha önce izlediği videoları bildiği için yine benzer ve sevebileceği şeyleri gösterebilir.

Bu noktada, makine öğrenimi bu konunun asıl nesnesi oluyor. Özelleştirme’den (customization) farkı, makinenin bunu kullanıcıya özel yapması ve anlık olarak farklılaştırması diyebiliriz. Ve kullanıcının bu farklılaşma için hiçbir şey yapmasına da gerek yok. Hatta zahmetsiz ve kişiye özel (hatta kişiye özelden bir tık fazlası) olması sebebiyle de özelleştirmeye göre kat be kat kullanışlı.

Ve en güzeli de kişiselleştirmeyi farklı şekillerde kullanabiliyoruz.

Örneğin; Bildirimler. (Push notifications)

kişiselleştirme
İzlediğin dizinin yeni sezonu mu geldi? Yoksa beğenebileceğin bir dizi mi var? Hop bildirim!

Netflix izlenmelerinin %70’den fazlası kişiselleştirilmiş bildirimlerden geldiğini söylüyor.

Ya da kullanıcının konumu. Foursquare kullanıcının konumuna göre restoran önerisi yapabiliyor ya da kullancının konumuna göre özel fırsatlar verebileceğin bir sistem geliştirebilirsin.

Spotify gibi yapıp kullanıcının spor yaptığı esnada onun hareketine uygun ritimde bir şarkı listesi sunabilirsin. Bunun için kullanıcının hiçbir şey yapmasına gerek yoktur.

 

Özelleştirmeden kişiselleştirmeye giden yol…

Kullanıcılar uzun zamandır kullandıkları sistemin kendilerine göre olmasını istiyorlar. Bunu ilk başlarda kendileri yapmak zorunda olsalar da artık öyle bir durum söz konusu değil. Sistemler bunu kendileri yapıyorlar. Ki kullanıcı denen varlığın genel olarak üşengeç olduğunu düşünürsek, özelleştirme fonksiyonunu kullananların sayısı çok fazla olmayacaktır diyebilirim. Bu noktada zaten neredeyse artık sadece özelleştirme fonksiyonunu sunup, kişiselleştirmeyi tamamen es geçen sistemler kalmadı. Eğer sizin sisteminiz sadece özelleştirmeye izin veriyor ve kişiselleştirme yapmıyorsa, bir an önce bu durumu ortadan kaldırın ve kullanıcının üzerinden bu yükü alın derim.

Okuma için teşekkürler.

Yazan /

[email protected]

Kafa kağıdımda doğum tarihim 1 haziran olsa da, annemin verdiği bilgilere dayanarak söylüyorum ki Mayıs ayının 29.günü, beş buçuk kilo ağırlığında, Sakarya ilinin şirin mi şirin Karasu ilçesinde dünyaya gelmişim.

Yorumla