LC Waikiki Mobil Uygulamasını Nasıl Tasarladık? — B.7: Arama

Bir önceki bölümde Ürün Detay sayfasını anlatmıştım. Bu bölümde ise akıştan kopup Arama sayfasını anlatacağım. Aslında bu anlatımlara başlarken çok ciddi bir vaka çalışması (case study) yapmaya karar vermiştim. Sonrasında o kadar da ciddi olamadığımı görüp daha hikaye tadında bir şey yazmaya başlamıştım. O da evrilerek bölümler halini aldı.

O noktada aslında tüm sayfaları tek tek anlatmayı düşünmüştüm; ama sonra bazı sayfaların çok radikal değişikliklere sahip olmadığını düşündüm ve özellikle üzerine çalışıp yeni bir deneyim kazandırdığımız sayfaları anlatmaya karar verdim.

Hem benim için, hem de senin için bu daha iyi olurdu.

Bir önceki bölüme gitmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz. (Mobil cihaz kullanıyorsanız dokunabilirsiniz.)


İnternet alışverişleri daha planlı alışverişlerdir ve kullanıcı ne alacağını bilerek gelir çoğu kez. Uygulamanın diğer sayfalarında ona bazı fikirler ve öneriler veriyor olsak da arama sayfası, planlı alışveriş fikrinin doruğa ulaştığı yerdir.

Analizlerden anlıyoruz ki, kullanıcıların arama özelliğini kullanması her gün artıyor. Artık kullanıcılar internet üzerinde neyi, nasıl arayacaklarını biliyorlar. Arama motorlarının ilk çıktıkları günlerde kullanıcılar (buna ben de dahilim tabi) aradıklarını şans eseri buluyorlardı. Çünkü aradığımız şeyi ifade ederken zorlanıyorduk. Arama motorlarının algoritmaları da bu konuda yeterli değildi tabi. Tek suçlu kullanıcı değil. Zaman geçtikçe hem kullanıcı hem de algoritmalar gelişti ve şahsi fikrim arama özelliği altın çağını yaşıyor bugünlerde.

Kompakt. Hızlı ve Kolay

6 bölümdür bu üç kelimeyi çok fazla kullandım. Bunun tabi bir sebebi var. Çalışmalar sırasında her şeyden önce bu üç kelimeye uygun şekilde ilerlemeyi kafaya koymuştuk ve ne mutludur ki ilerleyebildik.

Arama sayfası, rakip analizi yaptığınızda görebileceğiniz üzere, belki de en fazla çeşide sahip sayfa olabilir. Çünkü bir sürü özellik ekleyebilirsiniz arama sayfasına. Ürün önerebilirsiniz, kategori önerebilirsiniz, trendleri gösterebilirsiniz, kişiselleştirilmiş bazı özellikler ekleyebilirsiniz… Listeyi sabah kadar uzatabiliriz; ama bu kadar özellik gerçekten gerekli midir?

Şahsen cevabı basit; hayır.

Bir yere özellik ekleyebiliyor olmak, o özelliğin oraya eklenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Acı; ama gerçek.

Kompakt, hızlı ve kolay olacağı kesin olan arama sayfasını, projenin en başında belirlediğimiz kısaltılmış akışın paraleline konumlandırma kararı aldık. Kullanıcı, arama özelliğini kullanmak istediğinde ana akıştan ayrılıp, farklı bir akışa girmesine, sonrasında ise tekrar ana akışa dahil olmasına karar verdik. Bu noktada başarılı olup olmadığımızı söylemek için henüz erken. Arama ile ilgili geri bildirim almaya ve veri toplamaya devam ediyoruz. Fakat şu an için işler güzel gidiyor. 🙂

Image for post

Aslında klasik arama özelliğinde, kullanıcı ana akıştan kopar, arama kelimesini yazar ve hemen akabinde ana akışa geri döner. Burada çok hızlı bir değişme söz konusu. Bizim yaptığımız arama akışına bir adım daha eklemek ve kullanıcıya farklı bir akışta olduğunu daha iyi hissettirebilmek.

Bu sebeple arama sayfasını keskin bir şekilde ayırmak gerekiyordu. Bunun için bu sayfayı, yeni bir akış başlatacak şekilde “present” olarak açma kararı aldık. Böylece kullanıcı yeni bir akışın içerisine girdiğini sezgisel olarak kavrayabilecekti. Sonrasında ise tekrar ana akışa sokmak yerine, ürün detayına gidene kadar aynı akışın içinde olmasını istedik.

Müşteri ve Satış Görevlisiye Hasbihal

Arama akışının başlangıcında düşündüğümüz bazı şeyler vardı. Bunlardan bazıları popüler aramalar, trendler, yeni kampanyalar vs… Fakat biz arama akışını daha çok “müşteri ve satış görevlisiye hasbihal” olarak değerlendirmek istedik.

Daha önceki yazılarda da bahsettiğim gibi mağazada yaşanılan deneyimi mümkün olduğunca sunabilmek de amaçlarımız arasındaydı. Bu amacımızı arama işlevinde de sürdürmek istedik. Arama işlevini bir satış görevlisi olarak düşünüp ona göre hareket ettik; ama neden?

Mağazaya girdiğinizi düşünün. Aklınızda belirli bir ürün var ve hızlıca ona ulaşmak istiyorsunuz. Bir satış görevlisi bulup tam ona “siyah triko arıyorum” diyecekken size şöyle söylüyor; “kırmızı tişörtleri çok soran var. gece elbiselerinde kampanyalarımız var. bakın bebek kıyafetlerimiz ne kadar tatliş!” Sonra devam ediyor; “Yeni sezon bluzlar geldi. Çok trendler bu sene.” Konudan kopuyorsunuz değil mi?

Siz konuşmaya başlıyorsunuz “siya…” dediğiniz anda satış görevlisi, “siyah tişörtlerimiz bunlar” diye lafınızı kesiyor. Hasbinallah deyip devam ediyorsunuz “siyah triko” ve satış görevlisi sizi ancak bu hengameden sonra siyah trikoların yanına götürüyor.

Sinirlerinize hakim olduysanız devam ediyorum…

Aslında olması gereken satış görevlisine siyah triko dedikten sonra sizi siyah trikolara ulaştırmasıdır. Bu kadar. E-ticaret siteleri/uygulamalarında genelde eğilim her fırsatta kapmanyaları, fırsatları, trendleri göstermek yönündedir. Bunun faydası vardır yoktur o başka bir konu. Biz bunu tercih etmedik. Bizim yapmaya çalıştığımız şey arama işlevini, bir satış temsilcisine çevirmeye çalışmak. Bunun ilk adımını attık.

Başardık mı?

Bunu söylemek için henüz çok erken. Çünkü orası için daha yapacaklarımız var; ama ilk adım için kullanıcı arama işlevini beğenmiş. Hatta şaşırtıcı şekilde “sesli arama” özelliğinin yanında özellikle “mikrofon ikonu” da beğenilmiş.

“Barkodla arama” işlevi de özellikle genç kullanıcılar tarafından beğenilmiş. Bütünsel (omni-channel) deneyim için barkod araması özellikle çok önemli. Özellikle genç kullanıcılar mağazada deneyip beğendiği ürünleri barkodla aratıp uygulama üzerinden satın aldıklarını da belirtiyorlar.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Okuma için teşekkürler.

Yazan /

selcukavc@gmail.com

Kafa kağıdımda doğum tarihim 1 haziran olsa da, annemin verdiği bilgilere dayanarak söylüyorum ki Mayıs ayının 29.günü, beş buçuk kilo ağırlığında, Sakarya ilinin şirin mi şirin Karasu ilçesinde dünyaya gelmişim.

Yorumla