LC Waikiki Mobil Uygulamasını Nasıl Tasarladık? — B.2: Konsept ve prototip

Tasarım dünyasının en büyük yaşadığı sıkıntı belki de şudur; tasarımların onaylanması. Amiyane tabirle “işi satmak.”

Yalnız yaşadığımız bu dönemde işler biraz değişti denilebilir. Öncesinde tasarım dünyası genel olarak matbuat üzerinden ilerleyen bir şeydi. Ülkemizde dijital tasarım şu dönemde olduğu kadar önemli olmamış denebilir belki. Özellikle UX ve UI ülkemizde altın çağını yaşıyor bile diyebiliriz.

Bu noktada, artık işler eskisi gibi olamıyor. Dijital tasarım, aslında yapılan diğer tasarım işlerine benzemiyor. Özellikle konu “deneyim tasarımı” ise konu epeyce değişiyor.

Bunu ayrıca anlatacağım.

Şimdilik konumuza dönelim.

Konsept ve Prototip

İlk konsepti sunmamız için önümüzde yaklaşık olarak bir ay gibi bir süre vardı. Bu süre ilk bakışta çok kısa gelmeyebilir; ama tüm bir uygulamadan bahsettiğimiz için bu süre epey komik bir süre aslında. Örneğin; her farklı senaryoyu bir sayfa olarak düşünürsek ortalama bir e-ticaret uygulamasında 200’den fazla sayfa olabilir. Bu yüzden 1 ay çok kısa bir süre. İnanın…

Kısa bir süremiz olduğu için hızlıca bir planlama yapmak adına kendimize ilk olarak şunu sorduk; Ne yapacağız şimdi?

Konsept olarak ne göstermeliydik? Yalnızca kullanılabilir/uygulanabilir, hızlı aksiyon alınabilir bir konsept mi, yoksa aklımızdakileri gösterebileceğimiz uçuk bir konsept mi? İkisinin de gittiği noktalar farklı olabilir. Uçuk/radikal fikirlerimizi gösterebilmeli, uygulamanın geleceği ve sonunda varacağı noktaya yönelik öngörülerimizi ve planlarımızı anlatabilmeliydik. Özetle uçuk fikirli; ama ayakları da yere basan bir konsept olmalıydı.

Öncelikle, konsept sunumu için bir akış şeması oluşturduk. Bu akış şeması aslında öncelikli olarak “ana akış” (happy path) odaklıydı. Prototip üzerinde Anasayfa’dan başlayıp satın alma sürecinin sonuna kadar tek bir çizgi üzerinde ilerlemesini sağlayacaktık kullanıcının. Tabi prototip olduğu ve kısıtlı süre olduğundan tek bir kategori, tek bir ürün şeklinde ilerleyecekti.

Tek ödeme yöntemi, tek teslimat tipi…

Belli başlı sayfaları, grafik stilini ve stil şemasını (styleguide) beraber çalışmayı planlayıp, geri kalan sayfaları aramızda paylaştık. Grafik stilini oluşturabileceğimiz en iyi sayfanın ürün detay sayfası olduğunu düşündüğümüz için o sayfadan çalışmaya başladık.

Aklımızdakiler kabaca belliydi;

Tasarlamak istediğimiz deneyim mümkün olduğunca sezgisel olmalıydı. Göz ucuyla bakıldığında da neyin ne işe yaradığı belli olmalıydı.

Minimal, kompakt ve kolay olmalıydı.

Kullanıcı, uygulamanın her noktasında öncelikli olarak yalnızca işine yarayacak şeyleri görmeliydi.

Beyin fırtınası yapmadan ayrı ayrı alternatifler çalışıp karşılaştırma yaptık ve nihai ürün detay sayfasıyla aynı anda grafik stilini de ortaya çıkartmış olduk. Sonrasında paylaştığımız sayfaları bu grafik stiline göre ilerlettik. Bundan sonra işler biraz daha hızlı ilerleyebilirdi aslında. Ama sıra önümüzdeki en büyük engele gelmişti; Anasayfa. Bu sayfa ile ilgili detaylı anlatımı sonraki bölümlerde elbet yapacağım; ama kısaca burada da bahsetmek gerek.

Bu sayfa için aslında en uğraş verdiğimiz yer diyebilirim. Özellikle konsept için. Kullanıcının ilk göreceği sayfa olmasının yanında, aklımızdaki fikirlerin de başlangıç yeri olduğu için ekstra önemli bir yer oluyor. Bu sayfa için de yine ayrı ayrı çalışıp sonrasında fikirlerimizi birleştirerek nihai konsept tasarımına ulaştık.

Tabi sayfaların tasarımlarını yaparken vakit kaybetmemek adına aynı zamanda etkileşimli prototiplerini de yapıyorduk mümkün olduğunca.

Bir ayın sonunda elimizde çalışan bir prototip vardı ve sonunda o gün gelmişti…

Sunum nasıl yapıldı?

Sunumlar, anlatıcı için de dinleyici için de gergin olabilir. Özellikle işler iyi gitmezse anlatıcı için epey yıpratıcı dahi olabilir. Bu noktada etkileşimli prototip sunmak bizim için bu gerginlik ortamını epeyce bir azaltmıştı. Aslında sunumda kimse cep telefonuyla, konsepti kullanabileceğini düşünmemişti sanırım. Genel olarak çalışma prensibini anlatıp prototiplerin çalıştırıldığı cep telefonlarını dağıtmamız, kullanıcıların kişisel olarak konsepti incelemelerine ve bu noktadan sonra kullanıcılarla birebir şekilde sunum yapmamıza imkan sağladı.

Bu yaklaşım herkes için daha iyi olmuştu. Klasik anlamda bir sunum yapıp, perdeye yansıtılmış görseller üzerinden anlatmış olsaydık belki daha kısa sürerdi, belki de onaylanmazdı vesaire vesaire… Ama sunumu tümüyle bir etkinlik haline getirince, yöneticiler de daha rahat yorum yapabilme imkanı buldular. Beklediğimizden çok daha uzun, çok daha konuşmalı bir sunum oldu; ama hatırlıyorum epey verimli geçmişti. Klasik sunumlara göre de bayağı bir eğlenceliydi aslında. Yeterli sayıda cihazımız olmadığı için bir süre sıra beklenmesine rağmen kimse sıkılmadı.

Herkes kendi bireysel ve profesyonel bakış açısıyla yaklaşıp çok faydalı geribildirimler verdiler. Bir andatüm sunum, çok güzel bir oyunlaştırma (gamification) örneği haline geldi. 🙂


Bir sonraki yazımda, Kapsam, planlama ve analiz süreçlerinden bahsedeceğim. Şimdilik görüşmek üzere.

Okuma için teşekkürler.

Yazan /

selcukavc@gmail.com

Kafa kağıdımda doğum tarihim 1 haziran olsa da, annemin verdiği bilgilere dayanarak söylüyorum ki Mayıs ayının 29.günü, beş buçuk kilo ağırlığında, Sakarya ilinin şirin mi şirin Karasu ilçesinde dünyaya gelmişim.

Yorumla