Your address will show here +12 34 56 78
#ui

Web Font Nedir? Gerçekten Önemli midir?

Modern web ve mobil uygulamalar gelişmeden önce, grafik tasarımı basılı işlerde daha baskın haldeydi. Basılı işlerde, tasarımlar neredeyse tamamen tasarımcının kontrolü altındaydı. Düzen, yazı tipleri, tipografi, oranlar… Tasarımcı kağıda ne istiyorsa yapabiliyordu ve bu her kağıt üzerinde aynı görünüyordu.

Fakat!

O günler güzel günlerdi; ama artık kağıt değil ekranlar var. Web ve mobil tasarım konusunda işler biraz daha sıkıntılı. Bir web sitesi ya da mobil uygulama tasarlarken, basılı işlerde de ortak olan tasarım özelliklerinden başka, dikkat etmesi gereken başka şeyler de var;

Tutarlılık:

İnsanlar, web siteleri ya da uygulamaları farklı cihazlarda, farklı ekran boyutlarında, farklı tarayıcılarda ve farklı yazılım versiyonlarında görüntülüyor. Ortada tam bir keşmekeş var aslında. Bu keşmekeşin ortasında, tasarımın her yerde aynı görünmesini sağlamalısınız. (Internet Explorer hariç! Ne yaparsanız yapın o yine kendi bildiğini gösterecektir!)


web font nedir

Performans:

İnsanlar hemen sıkılır. Bu sıkıntı eşiği de günden güne düşüyor. Web siteniz yavaş yükleniyorsa, bu insanların sitenizden hemen çıkmasına sebep olabilir. Web sayfası tasarımlarının dosya boyutu büyüklükleri sayfanın yükleme süresinde en büyük etkenlerden biridir.


Kullanılabilirlik:

Bazı tasarım öğeleri ve yazı tipleri farklı ekran boyutlarına göre ya da yakınlaştırma işlemlerinde ölçekleme yapamayabilir. Times New Roman size hala güzel geliyor olabilir ya da Comic Sans; ama üzgünüm ayrılmanız gerekiyor. Ayrıca siz yine de kendi yazı tipinizi seçtiniz diyelim, tasarım ve kodlama aşamasında kullanılan yazı tipi siteye giren kişilerin bilgisayarlarında bulunmuyor olabilir. Bu da sizin tasarımınızdan farklı bir görüntüye yol açar.


Arama motoru sıralaması:

Arama motorları site içerisindeki yazıları tararlar. Özel bir yazı tipi ile yapılmış bir tipografiyi görsel olarak yüklerseniz arama motorları bunu algılayamayabilir. Bu kadar bilgiden sonra soruyoruz Web Font nedir? Yukarıda bahsettiğim detayları çözmek için, bilgisayarlarda bulunmayan özel fontları kullanmasına olanak sağlayan bir font türüdür. Tek bir ana serverda bulunan bu yazı tipleri sayesinde web sitesinin her cihazda, her kullanıcıya aynı görünmesinin önü açılmış oldu. Tüm dünyada şu an tüm web sitelerinin yaklaşık %65’i bu özel web yazı tiplerini kullanıyor. Yani ortada böylesine büyük bir hizmet varken kullanmamak akıl karı değil aslında.


0

#ui

UI tasarımı dediğimiz şey, birbirine bağlı sayfalar oluşturmaktan fazlasıdır. Bunu aklımızda tutalım öncelikle. UI tasarımı (arayüz, interface) yukarıda bahsettiğimiz gibi sayfalar tasarlayıp bunları birbirine bağlamaktan ziyade bir deneyim tasarlamaktır. Arayüzdeki görsellik, tipografi, animasyonlar, efektler, yerleşim planı bütünüyle iyi bir etkileşim sağlamalı. Her ne kadar makine olsa da insanların bu arayüz sayesinde makineye komut vereceğini unutmamak gerekir. Bu noktada tasarımcının işi bu deneyimi olabildiğine iyi hale getirmektir. Bu deneyimi yaratmada aklınızda bulunması gereken 10 ipucuna hazırsanız geçelim.


1. Kullanıcıyı tanıyın

En başta yapmanız gereken şey budur. Kullanıcıların kim olduğunu bilmek zorundasınız. Analiz uygulamalarından alabileceğiniz tüm demografik veriyi almalısınız. Bu demografik bilgiler size kesin hedefler çıkarmada yol gösterici olacaktır; ama daha da önemlisi şu ki kullanıcıların analitik verilerinden ziyade ne istediklerini bilmelisiniz. Arayüzünüzle etkileşime girmiş, 40-50 yaş aralığındaki 1300 erkeğin aslında ne amaçladığını bilmeniz demek bu. Ekranınızda yazan istatistiklerdeki kişilerle empati kurmanız gerekiyor. 40-50 yaş aralığındaki 1300 erkekle birebir görüşmeniz pek mümkün olmadığı için, birkaç örnek kişiyle görüşüp, üstüne analiz verilerini çok dikkatli incelemelisiniz. Kullanıcının kim olduğunu ve ne istediğini bilmeden bu inceleme işini sakın bırakmayın.


2. Kullanıcıların nasıl etkileşime gireceklerini belirleyin

İşte arayüzdeki tuşlara basarak diyebilirsiniz. İşin özünde durum gerçekten bu olsa da detaya indikçe işler biraz dallanıp budaklanıyor. Tasarlamaya başlamadan önce belirlemeniz gereken husus; insanların UI ile nasıl etkileşime gireceğidir. Dolaylı mı yoksa direkt olarak mı etkileşime geçecekler?

Doğrudan etkileşim
Bir düğmeye dokunma,

Kartı hızlıca kaydırma,

Bir öğeyi parmak ucuyla sürükleyip bırakma

Dolaylı etkileşim
Fareyle işaretleme ve tıklatma

Klavye komutlarını / kısayollarını kullanma

Bir form doldurmak

Grafik tabletinde çizim yapmak

Kullanıcılarınızı tanıdıktan sonra, kullandıkları cihazlar da hesap etmeniz gerekiyor bu adımda. Dokunmatik ekran kullanan yaşlı insanlar için bir arayüz hazırlayacaksanız hızlı animasyonlar, hızlı kaydırma hareketleri olan bir arayüz tasarlamamalısınız. Ya da klavye ve mouse kullanan yazılımcılar için tasarım yapıyorsanız, mouse ile çalışma zamanını en aza indirmek için çalışma yapmalısınız.



3- Sonuçları açıklayın

Her etkileşimin sonuçları vardır. Örneğin arayüzde bulunan bir butona dokunmak/tıklamak, alışveriş yapmak, bilgileri silmek ve bir fotoğrafa yorum olarak “burcucum choq güsel çıkmıshsın!!1” yazmak anlamına gelebilir. Kullanıcı etkileşime girdiğinde sonucunu bilmelidir. Windows’un klasik “emin misin?” sorusu buna çok güzel örnektir. Çünkü insanlara “bu dosyayı sildikten sonra geri döndüremezsin” diye açıklamada bulunur.


4- Hataları öngörün

İnsan dediğin hata yapar. Bu hatayı en aza indirgemeniz gerekiyor. Bunun iki yolu oldupunu söyleyrbiliriz. 1. Hataları olmadan önce önleme 2. Olduktan sonra sonuçları düzeltme İletişim formlarında görürsünüz tğm alanları doldurmaya yönlendirir form sizi. Böylece bilgilerinizi eksiksiz girerek size ulaşılamamasının önüne geçer. Bu, siz tüm gerekli alanları doldurmadıkça aktif olmayan gönder butonu olabilir. Bazen yazılan e-posta adresinin ya da telefon numarasının geçerli olup olmadığını kontrol etmek olabilir. Eksik bilgi girildiğinde uyarı yapılabilir. Yapmanız gerekem çoğunlukla hangi hataların yapılabileceğini kestirmektir. Bu öngörü kullanıcıların arayüzünüzle olan etkileşimini daha sağlıklı hale getirecektir.


5- Geri bildirim verin

Geri bildirimlerle yaşıyoruz. 3 boyutlu uzayda vücudumuz sürekli geri bildirimler alarak konumunu belirler, diğer eşyalara ne kadar yakınız, hızımız ne, yürürken ayağımızı ne kadar açıyoruz… Bu geri bildirimlerden alınan sonuçlarla ayak serçe parmağımızı sehpanın kenarına vurmadan yolumuza devam edebiliyoruz. (em azından genellikle) Böylesine geri bildirim dolu bir dünyada kullanıcıyı bihaber bırakmamak gerekir. O yüzden arayüzde geribildirim vermelisiniz. Sayfanın yüklenmesi sırasında yüklemeyi gösteren bir ikon. Form gönderdikten sonra bir teşekkür ya da durum bildirimi yapın.

6- Standartları görmezden gelmeyin

Tasarımcılar (ben de) standartların dışına çıkmayı, duvarları yıkmayı severler. Bu iyi bir şeydir; ama bazen Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok. Sebep? Çünkü insan beyni o kadar da çalışkan değildir. Hatta baya tembeldir. Yeni bir etkileşim yolu öğrenmektense eskisini kullanmaya meyillidir. O yüzden yeniden icat edilmiş bir tekerlek yerine, eskisinden o kadar da uzak olmayan biraz daha geliştirilmiş bir tekerlek daha iyidir. Böyle çalışan bir sistemi, bem duvarları yıkacağım diyerek yenemezsiniz. Bugün web tabanlı olarak bile çalışan office uygulamaları var. Örneğin Word ile aynı işlemi yapan binlerce program var. Fakat gelin görğn ki özellikle üst menü kısmı neredeyse hep aynıdır. Kullanıcı yeni kullandığı programda her şeyi baştan öğrenmez ve sadece programın asıl amacı olan yazma işine odaklanır.

7- Kolay olun

İnsan, kısa süreli hafızasında çok fazla şey saklayamaz. Bunu bir kenara not alın. Eğer kullanıcı arayüzünüzle ilk kez etkileşime geçiyorsa, kısa süreli hafızasını kullanacaktır. Bu yüzden arayüzü hemen öğrenmesini sağlamalısınız. İnsanların arayüzü öğrenmeye harcadıkları vakti, yapmak istediklerine harcamalarını sağlayın.


8- Seçimleri basitleştirin

Aslında bir ekonomi yaklaşımı olan (aslında satınalma yaklaşımı) Hicks yasası der ki “seçenek ne kadar çoksa, seçim süresi de o kadar çoktur.” O yüzden kullanıcının seçim süresini olabildiğince kısa tutun. Oradan buradan çıkan bannerlar, pop-up’lar, bülten abonelikleri… kullanıcının kafasını karıştırmayın.


9- Analizlere güvenin, onları dinleyin

Tasarımı sadece sanatsal bir şey olarak düşünmeyin. Özellikle UI tasarımı yaparken, işin içine etkileşim de girdiği için kullanıcıların davranışlarını es geçemezsiniz. Yalnzca çok güzel görünen bir arayüz, sadece çok güzel görünen bir arayüzdür. Bu görünüme kullanıcıyı ve davranışlarını da katmalısınız. Bir çok analiz programı bulunuyor. Bu analiz programlarını kullanmalısınız. Oradan gelecek veriler, kullanıcıların etkileşim halindeyken neler yaptığını size gösterecektir. Ve bu analizler size arayüzünüzü geliştirmede çok yardımcı olacaktır.

10- Bu dediklerimi yapın

🙂

 

0

#ui, #ux
Uzunca süredir arayüz tasarımı yapıyorum. Yaptıkça daha da sevdim. Sonra farkettim ki mevzu Türkiye’de (neredeyse her şey gibi) yanlış anlaşılıyor. Uzunca süredir de bir şeyler yazmayınca bu meseleden bahsedeyim istedim. O zaman bir soruyla başlıyorum; nedir bu UI/UX meselesi?

ui ux nedir

Görsel: pexels.com

Bilgisayarlar ilk ortaya çıktığında, yalnızca kod yazmayı bilen kişiler kullanabiliyordu. Geliştiricilerin daha kullanıcı dostu bilgisayarlar yapmalar gerekiyordu bu yüzden. Önce bir grafik arayüzü (GUI) fikri çıktı ve hemen pencereler oluşturuldu, menüler eklendi, simgeler, yazılar vesaire dahil oldu işin içine. Sonrasında herkesin daha kolay bilgisayar kullanması sağlanmış oldu ve o günlerden bu günlere geldik…

UI UX nedir?
UI/UX bizde daha çok web siteleri için bahsediliyor olsa da aslında o kadar dar bir alan değil. Bugün arabanızdan, evdeki buzdolabınıza kadar her yerde bir ekran bulunuyor ve bu ekranda da bazı görüntüler var. Menüler, seçenekler, animasyonlar, ıvır zıvır bir sürü şey… Bu kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu kavramların, sadece web sitesi ya da mobil uygulamaya indirgenmesi çok yanlış. Hele ki artık, “bütünsel deneyim”den bahsettiğimiz bugünlerde…

UI nedir?
Bir sürü kişi buna şaşırabilir; ama UI ve UX aslında aynı şey değil. UX’i birazdan açıklayacağım, önce UI’den bahsedeyim. UI dediğimiz şey (user interface, kullanıcı arabirimi, arayüz… Artık hangisini tercih ederseniz) insanların kullandıkları elranlardaki görselliktir. Renk paleti, butonların şekli, gölgelendirme, tipografi gibi bir çok şeyi bünyesinde barındırır. İnsanların gördükleri şeyin güzel olup olmadığını belirler UI. Tamamen tasarımcı işidir. Daha sonraki yazılarımda zaten derinlemesine anlatacağım UI’yi o yüzden şimdi UX’e geçiyorum. UX (kullanıcı deneyimi) arayüzün nasıl olmayı gerektiğiyle ilgilenir. Kullanıcı davranışlarını analiz eder ve sonuçlara göre şekillendirir tasarımı. Odak noktası, çok basit bir özetle, neyin nerde olması gerektiğidir. Örneğin; gazetelerin sağ sayfalarındaki ilanlar bir zamanlar daha pahalıydı. Bu fark, gazeteyi okuyan kişinin sayfaları soldan sağa çevirirken, önce sağ sayfadaki ilanı görmesinden kaynaklanıyordu. Kullanıcının önce sağ sayfayı gördüğünün bilgisi bir kullanıcı deneyimidir. Bir haliyle aslında UX sosyologlar, psikologlar tarafından yapılsa tam verim alınabilir. Özet ve karizmatik bir tanım yaparak bitirmek gerekirse; UI bir arayüzün nasıl olduğu, UX ise nasıl olması gerektiğidir.
0

NO OLD POSTSPage 2 of 2NEXT POSTS