Ben de müşteriyim!

Serinin ilk bölümünü okumak isteyenler için, her zaman yaptığım gibi, linki yazının başına ekliyorum.

Kullanıcı ve müşteri deneyimi aynı şey midir?

Şimdi konumuza gelebiliriz;

Kullanıcı deneyimi tasarımı konusunda, kesinlikle görmezden gelemeyeceğimiz tek konu var o da kullanıcı. Kullanıcınızı hesaba katmadan ona sunacağınız her proje başarısız olmaya mahkumdur. Lam’ı Cim’i yok!

İşte bu noktada yapabileceğiniz bir sürü şey var. Analytics, Metrica gibi istatistik araçlarını, Hotjar, Usabilla gibi direkt kullanıcıdan geri bildirim alabildiğiniz araçları kullanabilirsiniz. Tasarım aşamasında ve yayın sonrasında kullanıcı testleri yapabilirsiniz. Özetle kullanıcılar ile ilgili olabildiğince veri toplamaya çalışırsınız.

Ya da!

Yazımızın konusu olan “ben de müşteriyim” insanlarını dinleyebilirsiniz. Benim tavsiyem birinci seçeneği seçmeniz yönünde.

Sen de mi müşterisin?

İnsanlar şunun ayırımına varamıyorlar ne yazık ki, parçası olduğun projenin kullanıcısı olamazsın. Tabi ki bir e-ticaret hizmetiyse bu, tasarladığın arayüz üzerinden alışveriş yapabilirsin ve bu seni gerçekten de bir müşteri yapar ya da bir servis çıkartmışsınız ortaya ve bu hizmeti kullanabilir ve bir kullanıcı olabilirsin; ama senin kişisel yetkinliklerin, beklentilerin, isteklerin bu projenin bir parçası olmak zorunda değil. Bu, projedeki herkes için geçerlidir. Analisti, yazılımcısı, proje yöneticisi, tasarımcısı… Kimsenin bireysel istek ve beklentileri kullanıcı verisi olarak sayılamaz/sayılmamalı.

Neden? Çünkü kişiler bireysel olarak tek tek değil, kitlesel olarak anlamlandırılmalıdır projelerde. Bu yüzden, siz müşteri olmamalısınız.

Özellikle meslektaşlarıma sesleniyorum;

Ey dizayn edenler!

Kendinizi müşteri/kullanıcı yerine koymayın! “Kullanıcı gibi düşünüyorum” demeyin!

Düşünemezsiniz demiyorum, düşünmemelisiniz. Verileri anlamlandırmalı ve gerçek kullanıcıları düşünerek tasarım yapmalısınız.

Ne yazık ki sektörde duyuyoruz, yalnızca kendi istediği için, işletmelerdeki titrini (title) kullanarak bazı şeyler yaptırılıyor ve sebebinin dayandığı noktalardan biri “ben de müşteriyim”. Yalan söylemeye gerek yok, yöneticiler istediği için ben de bazı olmaması gereken şeyler yaptım. Ama gün sonunda ve genellikle veriye değil hiyerarşiye dayanarak “yapılan ux” işe yaramıyor. (UX yapmak diye bir söylem var.)

Yarayanları elbet vardır. Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir! (Bu cümle bile atlanan bir veri yüzünden aslında doğru değil. Çünkü hangi saat olduğunu net olarak bilmiyoruz. Analog bir saat olması, 12’lik sisteminde çalışması ve AM/PM göstergelerinin olmaması gerekiyor. Yoksa dijital saatin günde iki kez doğruyu göstermesi mümkün değil. Aslında analog saat de iki kez doğruyu göstermiyor ya neyse.)

Gördüğünüz gibi bu serinin ana konusu biraz hüzünlü. 🙂

Bir sonraki bölümde sektörde çok duyulan bir sorudan bahsetmeyi planlıyorum; “UX’e Uygun mu bu?”

Okuma için teşekkürler.

Yazan /

selcukavc@gmail.com

Kafa kağıdımda doğum tarihim 1 haziran olsa da, annemin verdiği bilgilere dayanarak söylüyorum ki Mayıs ayının 29.günü, beş buçuk kilo ağırlığında, Sakarya ilinin şirin mi şirin Karasu ilçesinde dünyaya gelmişim.

Yorumla