#makale

Arda Turan ve Ad-Ball Mevzusu

Reklam sektörünün en çok ekmek yediği yerlerden biri futboldur. Milyonlarca kişinin izlediği bir olayı ya da o olaydaki kişileri reklamlarda görmek kaçınılmaz bir şey; ama artık yeter yahu! Şu ucuz işlerden bir kurtulun. Kolaycılığı bırakın. Arda Turan reklamlarda değil sahada oynasın artık! Şimdi gelelim asıl mevzumuza; Ad-Ball nedir? Ad-Ball direkt olarak benim uydurduğum bir kavram.

Tanım: İçinde futbol ya da futbolcu barındıran, spor ile alakasız bir sektör için hazırlanan, ürünün ya da firmanın özelliklerinin değil futbolcu ya da takıma olan faydasının ön plana çıkartıldığı, tamamen futbolcunun ya da takımın ününü kullanmaya yönelik reklam.
Arda_Turan__Opet_Reklami_Sevince...39775_750_375 Youtube’a “football ads” yazın milyonlarca video çıkacaktır önünüze. Spor ürünlerinden, içecceğe, havayoluna, inşaata, tatile.. her sektöre bir futbolcu koydular yıllarca. Senelerce izledik. Keyifli olanları da yok değil. (Özellikle Nike reklamları gençliğimizin efsaneleridir; ama onlar birer Ad-Ball değil.) Ama çok fazlalar! Türkiye’de işler tabi ki farklı değil; ama artık işler çığırından çıkmaya başladı. Son bir yıldır her yer futbolcu! Beko’sundan, Türk Telekom’una, Yağ satanından bal satanına, lastik takanından, uçak uçuranına her yerde futbolcu ve özellikle Arda Turan! Bakın ben futbolu sevmem, takip etmem. Maç dahi izlemem hatta maç varsa ya evden çıkarım ya eve kapanırım, hiç birini yapamıyorsam kafamı çeviririm, kulaklığımı takarım. Belki milli maçlarda izlerim o da dikkatle değil. Futbolun kendisinden değil belki; ama tribün ve taraftar mevzularından kaynaklı bütün futbol muhabbetinden tiksiniyorum. Kendi işlerimde futbol veya futbolcu kullanmaktan itinayla kaçınıyorum. Daha önce ünlü kullanımı ile ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Hatta iyi kullanıldığında da ayakta alkışlamıştım. Düşüncelerimde hala bir değişme yok. Reklamında ünlü kullandı diye kendini başarılı sayan sektör çocuklarından değilim ve olmamakta da epey kararlıyım. Arda Turan’ı da nasıl oyuncudur çok bilmem. Benim için herhangi bir futbolcudur kendisi. Barcelona’ya transfer olduğunda da epeyce şaşırmıştım hatta. (Gerçi Hamit Altıntop da Real Madrid’e gidince de şaşırmıştım.) Fakat transfer sonrasında bir anda her yer Arda Turan oldu. Büyüksün, şöylesin, böylesin, herkeste bir milli gurur, Türk’ün gücü durumları. Tamam ne güzel Barcelona’ya transfer oldu bir futbolcumuz ne güzel; ama bırakın futbol oynasın. Gol atsın mesela öyle gururlanın. (Hayır Hamit de Real’e gidince yapsaydınız böyle bir şey demezdim şu an belki. Sektör böyleymiş ne yapalım der geçerdim. En azından adam kayırmaca yok; ama bütün memleket Katalan sevdalısı çıktı!) arda turan Artık insanlara reklamlarda Arda Turan hatta “Bizim Arda’mız” görmek itici geliyor. Kaş yaparken göz çıkarmaya başladınız. Amiyane tabirle millet bıktı bıktı! Artık bırakın futbolunu oynasın adam. Geçenlerde öğrendim Avrupa’nın En Kötü 11’ine seçilmiş kendisi. İnsan ister istemez acaba reklam mı diye düşünmüyor değil. Bu yazıyı yazmaya karar vermemin sebebine gelirsek: herkes gibi ben de bunaldım artık! Her yerde görmekten gına geldi. Zaten futbolu sevmiyorum, artık gerçekten iyice tiksindim ve mesleğimden de soğudum neredeyse. Ajansların ille de Arda’yı oynatalım dediğini açıkçası düşünmüyorum. Sıkça dile getirdiğim gibi bence Arda’lı reklamların çoğu müşteri tarafından gelen istekler doğrultusunda yapılıyor. Müşteriyi de anlayabiliyorum bu büyük olaydan (?) faydalanmaya çalışıyor. Fakat öneri ajanstan geliyorsa orada işler sıkıntılı demektir. Herkesin tercih ettiği bir şeyi hala yeni diye satmaya çalışıyorsa bir ajans sektörü silkeleyip kendine getirmek lazım. (Gerçi çoktandır silkelenmesi gerekiyor ya neyse) Son olarak internette denk geldiğim ve işin nasıl saçma bir boyuta ulaştığını iyice gördüğüm bir görselle bitiriyorum. Deri Tanıtım Grubu’nun bi organizasyonu olan İstanbul Ayakkabı Tasarım Yarışması afişi. Reklam filmini internette isterseniz aratıp bulabilirsiniz. Deri Tanıtım, Grubu Arda Turan ile bayağı kampanya yürütüyor sanırım. arda turan