Bir Dacia Reklamı Üzerinden Sektör Eleştirisi

Resmen sitenin ilk sıcağı sıcağına yazısını şu an yazıyorum; ama hakediyor! Basılı bir mecra olsaydı şu an baskıyı durdurmuş, Dacia reklamı diye yapılan bu “şeyi” acilinden baskıya hazırlıyordum. Yalan yok!

Az önce adamlaryapiyor.com‘da gördüm işi. Orada da yazar haklı olarak bayağı bir sinirlenmişti; ama elde mi sinirlenmemek?! Onun söylediklerini tekrar etmeyeceğim burada. Ortaya çıkan bu işin neden ve nasıl yapıldığını anlamaya çalışacağım sadece. Benim için de aydınlatıcı olacak çünkü.

Biraz da atıp tutacağım elbette.
İyi seyirler.

Müşteri dediğin insan ajanstan gelen hiçbir işi ilk seferinde kabul etmez. Bunu bir kere kabullenelim. İlla ki orasına burasına müdahale eder. Çünkü para verdiğinden falan değil, tamamen ajans ile iletişimde olan “marka bilmemnesi”nin iş bittikten sonra “işi ben yaptım zaten. söyledim yaptılar” hayaline kapılma sevdasıdır. Bu kadar net! Şimdi bu “marka bilmemnesi” beyaz yakalı insanların, o çok bildikleri pazarlama falanları, marketing araştırmaları, marka hedeflemeleri, kitleler, a grupları b grupları, cartları curtları var. Bu kadar şeye uymazsa değil tv/internet reklamı, kartvizit dahi onay alamaz.

Buraya kadar tamam değil mi?

Şimdi ajans dediğimiz şey de işin güzel gözükmesini, yaratıcı olmasını, ses getirmesini ister. Neden? Çünkü çirkin iş yapan birine iş vermezsiniz değil mi? Yaaa..

İki tarafı da anladığımıza göre soruyorum; Nedir abi bu Dacia reklamı peki?
Hangi taraftan tutsan elde kalıyor. İnanıyorum ki bu işte müşteri tarafının payı çok azdır. Bu tamamen ajansın işi bence. Süslenmiş püslenmiş satılmış! Bu kadar net!

Eskiden kötü reklamın müşteri yüzünden olduğunu söylerdim. Ne zaman ki sektörün içine girip bokunu püsürünü gördüm o zaman işler değişti. Evet müşteri yüzünden kötü iş çıkıyor; ama ajansların kötü işleri? İsimleri acayip İngilizce olan bu “creative agency”ler bu kötü işleri nasıl çıkartabiliyor? Cevap basit; para! Para ya para!! Müşteriden gelen bütçe değil. “Büyük müşteri” dediğin zaten bir şekilde o parayı harcayacak. Onun kaçışı yok. Prodüksiyondan kıssa, gösterime aktaracak. O para harcanacak aga! Burada mevzu işin asıl insanlarında bitiyor. Az paraya adam çalıştırma derdinde her ajans. Bunun kaçarı yok! Hakkını kazanan “reklam emekçisi” bu Türkiye’de çok azdır. Bu şartlarla da “kalifiye adamlar” ya bu işleri bırakıyor ya da ortama ayak uydurup 3 kuruşa 3 köfte mantığıyla hareket ediyor. Patronlar yeterki az para vereyim derdinde. Bunu bilin! Öyle de olunca kalifiye değil ucuz eleman çalıştırıyor.

Anlayacağınız sektör boka batmış durumda. Kötü işler çıkması çok normal aslında böyle bir ortamda; ama son bir iki yıldır görüyoruz ki aylık ücretleri miktarla değil külçe altınla ödenen o “dünya devi” ajanslardan kötü hatta çakma işler çıkıyor. Çünkü yine söylediğim gibi amaç iyi iş yapmak değil iyi para kazanmak.

Yine Dacia reklamına dönersek;
Böylesi bir ortamda, anlaşılacağı üzere 3 kuruşa çalışan “reklam emekçisi” kendisini işine vermiyor. Müşteri desen zaten para ödedim istediğimi yaptırırım kafasında. Bu ikisi birleşince (benim tahminim bu; ama öyle olduğuna neredeyse eminim) ortaya şöyle bir şey çıkıyor: Abi elimizde parasını ödediğimiz, imzasını attırdığımız iki tane komedi oyuncusu var. Bunlar zaten, işleri güldürmek ya, her yola gelirler. Dans ederler, şarkı söylerler, kılık değiştirirler. Oooooh! Miss!! O zaman ne yapalım; bir pikniğe gitsin bunlar bakalım. Efendim bir sahilde koşsunlar. Yetmedi düğün derneğe gidilsin. Efendime söyleyeyim e hadi podyuma da çıksınlar. Yetmezmiş gibi Dacia aşkına şarkı yazsın söylesinler. Eee sonra?

İşte şu an o sonradayız.
Bitti yani.
Tamam.

Ne yazık ki ben de sayfamda paylaşarak video görüntülenmelerine ortak olacağım; ama yapacak bir şey yok.
Videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz;

Yorumlar

yorum

Şunu Dene

ui tasarımında tipografi

UI Tasarımında Tipografi – Bölüm 1

UI Tasarımı: Tipografi Tipografinin, UI tasarımında zor kısımlardan biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Tipografi çok …